21 Temmuz 2012 Cumartesi

Frankenstein Sevgilim


Son 7 yıldır aşık olmamış, kendimi bir ilişki içinde bulmamış olmam ilişkiler hakkında konuşma hakkımı elimden almaz, hatta bence bu son 7 yılda bulamadığım o mükemmel adamı oradan buradan çalıp çırpıp yapma, posterini duvarıma asma, 80 yaşında o postere sarılıp ölme hakkını verir bana.

Umutsuz muyuz? Hayır. Sadece “rahatsız mısın arkadaşım?” tepkimin yerine “ay canım” diyebilecek kadar sevebileceğim biriyle karşılaşmadım. Umutlu muyuz? Allah büyük…

Tamam az laf çok iş.. Ben karakteristik özelliklerimizin yüzümüzden rahatlıkla okunduğuna inanan bir insanım. Bakışlar, gülüş hatta saçımızın şekli bile aslında nasıl biri olduğumuzun msjlarını verir. Tamam, tamam uzatmıyorum. Veeeee ameliyatımıza başlıyoruz...

Eğer erkeklerle dolu bir ortamda büyüdüyseniz bu sözü illa ki duymuşsunuzdur. “Kızım erkekler çok geç olgunlaşır”. Hatta daha kötüsü “Erkekler hep çocuk kalır” denir. Oysa kim ne derse desin herkesin içinde olgunluk kırıntısı olmalı. Tabi karşınızdaki yaşlanmış olgun değil, yaşamış olgunlardan olmalı. Bakışlar size beyin yaşı hakkında çok bilgi verir..

Şimdi olgun dedik ya vur beline kazmayı, akıllara beyaz gömlek, siyah ceket dolaşan, boş zamanlarında kot ceket takılan insan tipi gelmiştir. O da değil. İçindeki çocuğun intihar ettiği insanların içindeki çocuğun ağzına bol bol lolipop tıkanlardan daha tehlikeli olduğunu düşünüyor, çocukluk ve olgunluk yinyang yaparsa tadından yenmez diyorum.. (Gittikçe cıvıtıyor muyum? Olur o kadar malum evimin direği olacak adamdan bahsediyoruz;)) Yani hem neşeli olup, enerji de vermeli hem de sınırını bilmeli. Gülüş bir insanın en büyük aynasıdır. Anırıyor mu, kıkırdıyor mu yoksa içten bir tebessüm mü önemli..




Açık fikirli olup sizin hayatınıza, sözlerinize, çevrenize, işinize saygı gösterebilmeli. Tabi bu bir erkek için değil, tüm insanlık için önemli bir eksik. İnsanların tek sınırları başkalarına ya da kendilerine zarar verdiklerinde olmalı. Onun dışında piknik için çok coolum, pantolonumun rengi çimende kaçar fln olmamalı ya da öyle yaee’layarak konuşup elinizdeki en sert cismi ağza hak etmemeli. Tek yapması gereken elinizden tutup hadi ne istersen onu yapıyoruz diyebilecek cesareti olmalı. Nereye bakıyoruz bu durumda? Tabi ki saçlara.. Çok dağınıksa salık, jöleyle Ken bebeğe döndüyse fazla kasılmış diyebiliriz. 




Son olarak “eee tipi nolcak?” diye soruyor içimden bir ses. Ne bır Kıvanç ne bir Brad lazım aslında.  Denk olsun yeter. Tabi o kadar kestik biçtik birleştirmeden olmaz. Son rütuşu da yaptığımıza göre artık Frankenstein Sevgilim’i sizinle tanıştırabilirim.. Uyaaan benim yakışıklı sevgiliiiimmm, sabah olduuu.. ;) 



  
P.s.: Allah’ım bunu yayınlıyorum diye sen de böyle olmalısın al sana diyip Miranda Kerr, Marilyn Monroe, Tuğçe Kazaz gibi kadınların karışımını karşıma çıkarma. Rüyamda bile görsem o mixi alt ve üst dudağımı uzun süre uçuklarım nedeniyle kullanmayacağımdan eminim. Sen koru Allah’ım..

Olmayan adamı tarif etmeme rağmen bu neşemin tek kaynağı bugünün Cuma yarının Cumartesi olmasıdır. 

Sevgiler ;) 

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçi güzel olsun diyenlerin hiçbirinin yatıcak yeri yok o kesin! :)
      Ama tiple de bitmio tabi..

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Kendine saygı önemli konu.. Evet evet önemli! :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...