26 Ağustos 2012 Pazar

Düzce..



Öncelikle ufak bir ricam var.. Bayram tatilini uzatıp da üfleye püfleye geri dönmeyenler varsa lütfen bunun sırrını bana bir söylesinler. Hayır ben yazın ortasında üşüttüğüm için şu an işe dönmek yerine doktora gidip uzuunn süreli bir rapor almamak için kendimi zor tutuyorum bir de. Ya bu işin sırrını ya da tanıdık doktorun numarasını bana gönderin, dileyin benden ne dilerseniz :) Tamam, tamam menecerim de okuyordur şimdi, tembellik yok. Silkelenip kaldığımız yerden devam ediyoruz, elimizde selpaklarla :)) 


Bayrama annemin, babamın, dolayısıyla benim de memleketim olan Düzce’de girdik. Özmen konaklarında (söylemeyi en çok sevdiğim iki kelime sanırımJ) son iftar yapıldı.  



Kuzimle resmen 50 kişilik masalar hazırladık ve Özmen Organizasyon Ltd. Aş.  için gerekli stajı yapmış bulunduk.

Amcamlarda düzenlenen iftar yemeğinden sonra anladım ki masada ne kadar sevdiğin insan varsa o kadar fazla yemek yiyorsun..



Sonuç mu? Benimki facia oldu..



Nerdeyse tüm gün göbeğimi seve seve dolaşıp, yeşil çay ve rennie bağımlısı haline geldim.. Misafir gelmediği zamanlarda da Düzce’nin en güzel bahçesinde bir oraya bir buraya oturup huzurla nefes aldım..



Düzce dendiğinde herkesin aklında ufak, sıradan bir şehir canlanıyor. Aslında 17 Ağustos 1999 depremi çok güzel bir şehri yıktı ve ardında 13 yıl sonra bile toparlanmaya çalışan bir şehir bıraktı. Şehir kendine gelmeye çalışırken, köylerde yerleşim arttı, ve yıllar sonra merkezinden daha güzel köyleri olan bir şehir haline geldi Düzce. Köylerin hepsi ciddi anlamda modern insanlarla dolu.. Hele ki Çerkez köyleri.. Halamın bulunduğu Arap Çiftliği köyü favorim. Etraf minicik evlerle, ya da kocaman amerikan villalarıyla dolu.. Apartman gibi cibilliyetsiz yapıları bu köyde görmeniz imkansız. Halamların evinden herkesi kıskandırıcak minicik bir foto sanırım çok fazla konuşmama gerek kalmadan size etraf hakkında yeterli fikri verir ;) Apartmanlarında oturan bizler için acı dolu bir an farkındayım..




Düzce kendini sadece yapılaşmasıyla değil, en önemli yatırım olan insanlara verdiği önemi de geliştirmiş. Şimdi söyleyin Türkiye’nin hangi köşesinde sıradan bir Türk kahvesi bu özenle gelir.. Hadi söyleyin.. ;)





Daha çok şey var anlatacak aslında.. Bu sefer fırsatım olmasa da gitmenizi kesinlikle önerdiğim, hatta umarım bir gün sizi bilgisayarlarınızın karşısındayken götürebileceğim şelaleleri, kaplıcaları, gölleri, mağaraları, vadileri ve bunların içinde bulunan çok şanslı köyleri var. Her yaz aynı yerde olmak yerine alın yanınıza rahat edeceğiniz eşyalarınızı, çıkın yollara.. Tabi ki sevdiklerinizle ;) 

Şimdilik Selpağımla yalnız kalmalıyım biracık. Bi de yanında oralet niyetine Thylolhot'ımla. Hem de bu sıcak İzmir havasında.. :s Yarın da cennetimdeyiz.. Akçakoca'da.. 

Herkese iyi pazarlar.. 

1 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...