23 Aralık 2012 Pazar

Sorunlu Kadınlar Kulübü (Fight Club for Ladies ;))

21 Aralık da geçtiğine ve hala buralarda olduğumuza göre silkelenme zamanıdır sayın okurlar! Ben diyorum ki şöyle boool sosyal mesaj yüklü bir yazı yazıyım, atıp tutuyım, siz de bana yardımcı olun? 

Hala “x” tuşuna basmadığınıza göre, konu ilginizi çekti. Hadi başlayalım o zaman ;)




Bir kadın, kız, bayan, dişi olarak şunu söyleyebilirim ki bazen hem cinsimle muhatap olacağıma erkeklerle futbol muhabbeti yapar (ki bu konuda bence gayet başarılıyım:)), iddia için tüyo toplarım daha iyidir diyorum. Objektif olarak baktığınızda %80’imiz çekilecek gibi değiliz. Neden mi?

Şimdi sizinle anlaşalım, ben aklıma gelenlerden bahsedeyim, siz de tamamlayın. Sorunlarımızı bilelim, üstlerine gidelim ve sorunlarımızdan kurtulalım değil mi? ;) Haydin başlayalım.. 

1. Bu aralar çok yağmur yağdığından fark ettim. Saçı ıslandığında çığlık atanlar var aramızda. Pek tatlı pek sevimli gözüken hanım efendilerimiz yağmura maruz kalınca bir anda canavarlaşıyorlar sanki. Saçları ıslandı diye bir asabileşiyorlar, yüzlerindeki makyaj da akıyorsa tamam zaten. Siren çalmasına gerek yok! Kaçın ordan, kaçın! Gremlins'i yazan adam bu kadınlardan esinlenmediyse ben daha bişi demiyorum. Tarih daha yağmurun erittiği insanı yazmadı. Bir iki damlanın sizi çirkinleştirdiğine inanıyorsanız, vay halinize.. 



2. Her şeyi anlatan, hem de abarta abarta anlatanlar var aramızda. Zannedersiniz ki padişah kızı, sevgilisi de prens charlesın kayıp kardeşi. Hele bir sevgilileri olduuuuu muuu.. Hergün dinlersiniz, yok nereye gittiler, yok gözünün içine baka baka neler dedi, neler yaptı, ay düğünleri şöyle olucak, çeyizi böyle.. İşin komik yanı bu kızlar anlatmaya o kadar meraklı oluyor ki, sizin yanınızdayken olanları bile sanki siz orda değilmişsiniz gibi anlatıyorlar tekrar size. Ki inanın en eğlenceli masallar o zaman başlıyor! Adam naber dese, kızın duyduğu ve anlattığı "eeyy hayatımın anlamı.." diye serenad niteliğinde olabiliyor. Kadın dediğin hayal kurar da hayalde de yaşayınca pek komik oluyo ne yalan söyliyim :) 



3. Evlenme derdimiz olduğunu düşünenler olabilir. Evet bazı kızlarımız evlenmeyi askerlik gibi bir görev görüyorlar. Sevdiği adamla hayatı birleştirmek yerine, sadece kendisinin duyduğu alarm sesiyle "aayyy yaşım geldii!!!!" çığlıkları atıp ilk göz göze geldiği adamı nikah dairesine itmeye başlıo. Bu sıralar sorun yok ama sonradan, evlilik hevesi de geçince tüm hızıyla geri dönüyo sahalara. Evlenmiş barklanmış hala eskiler hakkında itici itici facebook iletileri, twitter msjları, nereye gitse ay biz ne kadar mutlu insanlarız yahu dercesine kocasının olmadığı pozlar (ee adam resmi çekio), günde elli kez değişen facebook profil fotoğrafı, alakasız saatlerde ya kendini bol bol öven  (ki bunu yapanlar yüzlerindeki makyajla oturma odasını boyayabileceğiniz kadınlar oluyordur genelde) ya da geçmişe laf atan iletiler.. Evli barklı kadına hiç yakışıyor mu dicek halim yok. Tek diyeceğim bir insanı tutmak için yüzük işe yarasaydı ohooo… Aslında resim paylaşımının zararlı herhangi bir yanını görmüyorum. Kocasıyla çok mutludur ve bunu göğsünü gere gere paylaşıyordur. Ne mutlu. Ama diğerleri? Hayır eski sevgililerinin hepsi sende ekli diye ne diye hala adamların üstüne üstüne gidiyorsun? Korkun bu kadınlardan, korkuun.. :)

(Bu maddeye görsel eklemedim ama anlatışımdan yeteri kadar gözünüzde canlanmıştır diye tahmin ediyorum :)) 


4. Ay kadar uydusu her halükarda açık olanlar. Sevgilisi olsun olmasın, karşı cinsin eli yüzü düzgünse tanıştığı insanları iki şekilde, kırmızı (anca kanki olur), yeşil (ne olur ne olmaz) olarak arşivleyen kadınlar var! Sevgiliyle durumlar iyi ama canlar sıkkın kırmızı katagorilerle buluşulur, takılınır. Bunlar zaten zamanında sevgiliyle tanıştırılmış, "yaa o benim çoh yakın arkadaşım" olarak açıklanmıştır. Baktı sevgiliyle durumlar fena, yeşil kategori yoklanır, açık pozisyonlar değerlendirilir. Şimdi aklıma geldi, eskiden tanıdığım kızlardan birinin etrafındaki erkeklerden oluşan bir top 10'u vardı :)  Bir nevi işler güçler Vedat vakası :) 




5. Bayan diyince "ay yalnız bayan hiç olmuo, yani kadın ya da kız desek" diyenlerimiz var ki onların IQ'larını sorgulamamak elde değil. Yani bir erkek "Bay" lafına takılmıyor da kadın neden takılıyor biri bana anlatsın? Hayır sonra da bu insanlar bana eşitlikten bahsetmezler mi? Olum bay = erkek,  Bayan = kadın. Bayan’dan insanın içinı sıkan “bayan” sıfatını çıkarmak ne yani? Hasta mısınız? Amma baydın kadın denmiyor mu? Buradaki bay ne? Erkekler niye "bay" denildiğinde "yalnız arkadaşım şimdi bay olmuyor. Bay-mak olduğunda fiil oluyor. Ben insan bay-mam" diyen erkek gördünüz mü? Ben görmedim. Neden? Çünkü biz kadınlar genelde çok düşünür ve ve genelde saçma sapan şeyleri dert ediniriz.  




6. Dert ediniriz demişken.. 21 Aralık için korkmuş olanlara şöyle söyleyeyim, kadınların dünyasında belki de her gün kıyamet kopar, felaketler yaşanır, hatta ölünür bitilir. Bizdeki üstün düşünme kapasitesi nedeniyle itinayla hayatın en dandirik sorunları, kocamaann dev sorunlara çevrilir. 

Örnek: Sevdiceğiniz siz dışardayken eve gelmiş, üstünü değiştirmiş, spora gitmiştir. size de not bırakmıştır. Kadının aklında hemen soru işaretleri canlanır! Gerçekten spora mı gitti? Bu teknolojide not neden? Neden aramadı? Boyu posu devrilesiceee! Ne düşünüyorsunuuz! Aldatıryordur o aldatıyorduur! Sakin olun.. Öyle bir şey olmuyordur.. Ama bi durun, belki de oluyordur! ;) 


7. Kolay teslim oluyor ya da anca savaşıyoruz. Ortası yok. Bazılarımız hemencik teslim olup, erkeğim ne diosa doğrudur diyor ve en gereksiz erkeğe deli gibi önem veriyor. Kahvaltıda sucuk isterim diyip ilkokuldaki gibi papatya olan ve kahvaltıya başlamayan sevgilisine koşa koşa 100% dana sucuk alan kadınlar tanıdım. Hoş onlar emellerine böyle ulaşıyorlar. Ayı - Köprü - Dayı - Nikah olayı. İşte şimdi burda adama mı üzülmeli kadına mı bilinmiyor tabii ki..
Teslim olanlar kadar, tiz sesiyle efendii efennndiii diye insanların burnundan getiren kadınlar da biliyorum. İnat kadınlar. İlla dedikleri olacak! Despot olmaya ne gerek var oysa, biraz bırak kendini, bir nefes al, sorumluluklarını, yüklerini at üstünden dimi?




Hıı bu arada anca atmış tutmuş diyebilirsiniz, ama ben bu 7 örneği nereden buldum sorun bakalım bir? Birazcık kendimden, birazcık sevdiğim kadınlardan, birazcık da sürekli önümüzde olanlardan tabii ki.. Bizden bahsediyoruz kadınlar. Açık olalım, en sevdiğimiz aktivite olan erkekleri yerden yere vurmaya biraz ara verip, kendimize bakalım. Hatta daha iyisi, iki taraf (erkekler size diyorum) oturalım masaya, konuşalım şu sorunlarımızı bir bir.. Bakarsınız yüzyıllardır süregelen bu Lüzumsuz Savaş'ı el sıkışarak, medenice sonlandırırız :)

(Soğuğun etkisiyle büründüğüm barış elçiliğinin başıma açacağı sorunları sezmiyorum değil. Yine de yayınlayacağım.. Veee yayınladım ;)) )   

Hadi alınsın gardlar ;) 

3 yorum:

  1. Barış elçiliği miiii ? Elçi olmak için öncelikle objektif olmak gerekir. Ben bu yazıda kadınlara / bayanlara yüklenildiğini görüyorum. Şimdi erkekler, "aha işte kendileri de biliyorlar ne kadar huysuz olduklarını" diyecekler , 1-0 önde başlayacaklar. Onların da yaptıkları hatalar ortaya dökülmeden......ı ıhhh uzlaşmaya yanaşmıyorum kendi adıma :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Bakma benimde onlarla hiiiiçç uzlaşasım yok :)) Ama olgunluk biz de kalsın.. Hem burda da (http://ucankaravan.blogspot.com/2012/09/yetti-gayri-isyeaannnn.html) onlara yüklenmiştik :))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...