10 Haziran 2013 Pazartesi

Bizi değil, elini vicdanına koyup bir dinlesen..

Yıllardır yaşadığım şehri, yıllardır dolaştığım sokakları ilk kez görüyor gibiyim. Ben ilk kez bu kadar insanın birbirine destek verdiğini, elinde avucunda ne varsa paylaştığını gördüm. Eylem diyorlar, vandalizim diyorlar ya.. Hepsi yalan. Bir şiddet varsa, ilk günlerde polisin kordonda öldüresi dövdüğü kıza karşı vardı. Polisin yanında gözü dönmüş, çivili sopasıyla bir de utanmadan Allah'ın adını alıp insanları sokaklarda kıstırıp, bir kişiyi 10 kişi dövebilecek adalet anlayışına sahip, Fuar'da Basmane'de sopalarıyla birilerini dövmek için bekleyen  insanlar sayesinde vardı. Hala korkuluyor onlardan. Ama artık o korkudan daha güçlü bir his var insanlarda. Onun adı da vatan, millet sevgisi.  

Uzak şehirlerdeyiz. TV, twitter, facebook bir yere kadar biliyorum. Birazdan göreceğiniz resimler de bir yere kadar size fikir verecek, onu da biliyorum. Ama özellikle görmenizi istediğim bir kaç sahne var. Benim çektiğim ve başkalarının paylaştığı resimler. İzmir'in, birliğinin, direnişinin ve "çapulcu"luğun gerçek yüzünün resimleri.  


Alsancak sokaklarında artık insanlar korkmadan birbirinden yiyecek alıyor, oturup kitap okuyor, sohbet ediyor, şarkı söylüyor, sanatını yapıyor. Ne bir gerginlik, ne bir taciz, ne bir şiddet var. Sokaklar ilk kez bu kadar güzel..

Gündoğdu meydanında insanlar çadırlarını kurmuş, kamplarında ellerinde ne varsa sunuyorlar size. Çocuklu aileler, yoga yapanlar, şarkı söyleyenler, dilek tutanlar.. Birbirine çarpan insan "cık cık cık" demiyor artık, gülümseniyor, sırtlar sıvazlanıyor, yollara devam ediliyor.

Ne İzmir, ne sokaklar hiç bir zaman bu kadar güzel olmamıştı... 

Şimdi bu resimlerden sonra size bir sorum var. Umarım bu bloğu başka fikirde insanlar da okuyordur ve umarım resimleri geçip buraya kadar gelebilmiştir bu insanlar. Twitter yazılarını görüyorum bazılarının. Laiklikten, Atatürk'ten nefret edenler, bu sokaklarda bizim kanımızla yine bizleri boğmak isteyenler, yaralarını gösteren kızcağıza "oranı buranı açarsan, daha çok dayak yersin" diyenler, Allah'ın adını anıp hepimize ana avrat dümdüz gidenler. Bu kadar nefret dolu iletilere ek olarak komik iletiler de var tabii. Neymiş efendim kapalı kadının üstüne eylemciler işemişler. Bu kadar iftiraya yine mizahla cevap verilip insanların gülümsemesi sağlanıyor. Peki gerçekten bu insanların nefreti niye? Bugün sokaklarda olan insanların tek derdi özgürlüklerine, kimliklerine dokunulmaması ve bunu hem zekalarıyla hem de birlikleriyle öyle güzel gösteriyorlar ki. 

Sokaklarda insanlar yediklerini içtiklerini paylaşıyor, birbirlerine evlerini açıyorlar, yollarda kitap okuyorlar, meşaleler yakıp marşlar okunuyorlar. Zıt o kadar insan, o kadar çok şey paylaştı ki şu dönemde. Belki oturup sohbet ettiler, "bizim derdimiz neydi de bu derece birbirimize girmiştik geçmişte" diye birbirlerine sordular. Belki güldüler eski hatalarına. Ama en önemlisi birbirlerini kabul edip, asıl meselenin millet, vatan sevgisi olduğunu anladılar. Bu insanları sadece ve sadece vicdanları bir araya getirdi. Ne sms atıldı bu insanlara, ne de özel araçlarla toplatıldılar. Sloganları ezberletilmedi, onun için hiç biri yanlış bir şey söylemedi. Tomalara karşı durdu insanlar, polislerin gaz bombalarına, coplarına, hükümet yandaşlarının gözü dönmüş şiddetine karşı durdular. Evlerinde pişirdiler sokaklara taşıdılar. Kimseye zarar gelmesin diye sokaklarda sabahladılar. Ellerine sopa alıp sokaklara savaşmaya çıkmak yerine, zekalarını, yaratıcılıklarını, mizah anlayışlarının ne kadar ileri seviyede olduğunu hem çizimleri hem de iletileriyle gösterdiler. Daha önceden söylendiği gibi şu an bir tarih yazılıyor ve bu olayların devletin baskı, şiddet, ve umursamazlığına karşı Türk milletinin birliği, zekası ve mizah anlayışı ile tarihe geçeceğini artık hepimiz biliyoruz. 

Şimdi yazdıklarımı okuyan insan. Ne olur çık sokaklara.. Sana öğretilenleri değil, derin bir nefes alıp, sadece vicdanın sesini dinle. Adın olmasın. Ailen de olmasın. Sadece sen ol ve kaybol kalabalıkta. Gör insanların sana nasıl sevgiyle kucak açacaklarını. Tek istediklerinin özgürlük olduğunu şarkılarla, türkülerle nasıl anlatacaklarına şahit ol. Eğer kalabalıkta kaybolduktan sonra hala bizim çapulcu, anarşist ve sadece zararlı insanlar olduğumuzu düşünüyorsan, kaybettiğin zamanın için inan çok özür dilerim. Ama eğer o sokaklarda yürürken birinin uzattığı yemeği alıp, tadına varıp, hiç farkında olmadan gülümsediysen, ne mutlu sana! Çünkü  kalbin hala işliyor demektir. Kimse sana şu partiyi tut, slogan at, bizimle savaş demiyor. Çünkü bizim bir savaşımız yok! Ben sana, elini kalbine koy ve haksız yere insanların canının yanmasına izin verme diyorum. Seni toplamaya, sokaklara düşürüp adam dövdürmeye çalışan insanlar olabilir. Elin kalbindeyken ne hissediyorsan onu yapmanı, yapabilecek cesareti bulabilmeni ümit ediyorum.

Benim başım açık, kendime ve başkasına zarar vermediğim sürece hiç bir şeyin günah olduğuna inanmıyorum.    Ensemde 2009 yılından beri Fatiha'nın "bana doğru yolu göster" diyen bölümünün dövmesini taşıyorum. Ben inanıyorum. Allah'ın kalbimizin ta derinliklerinde bizlere seslendiğini ve bize hiç bir zaman birini dövmeyi ya da baskı altına almayı emretmediğine canı gönülden inanıyorum. Bunları da özellikle dinsiz imansız bunlar diyenlerin dikkatine yazıyorum. Vicdanınızı dinleyin. "Bırak bizi taksimi dağıtalım" diyenler. Taksim de insanlar paylaşıyorlar, siz neden dağıtmak yerine paylaştıklarından bir lokma almıyorsunuz? Bir deneyin.. Sevginin tadı nefretten çok daha güzel ve çok daha kalıcıdır. 

Buket

8 yorum:

  1. Ne güzel ifade etmişsin. Bize kimse dinimizi öğretmesin Atatürk'ü desteklemek dinsiz olmak değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkurler Anarsi. Keske daha cok anlasilsak ama yok. Bir yere kadar.

      Sil
  2. Buket

    Maalesef herkes görmek istediğini görüyor. Ben de senin yayınladığın fotoğraftakine benzer şeyler yaşadım. Elimden geldiğince kızımı da alıp yürüdüm, neneleri gördüm. Onlara kızımla birlikte öpücük yolladık, onlarda bize tencere tavayla ya da Türk bayrağını sallayarak karşılık verdiler.
    Sivil polis bizimle birlikte yürüdü. Her şey çok güzeldi ama böyle yürürken gaz yiyen, cop yiyen arkadaşlarımda oldu. Sadece "her yer Taksim, her yer direniş" diyorlardı.
    Abdullah Cömert'in haberini aldığımda sarsıldın. Birileri ölüyor, yaralanıyor ya da ölümü bekliyor. Buna Dur densin artık.
    Sabah huzurlu barış dolu günlere uyanalım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de nasıl durcağını cidden merak ediyorum. Tek dileğim kimseye zarar gelmemesi ve ortak yol bulunması..

      Sil
  3. uçankaravaaaan:)
    geziparkı için 1-2 blogda yazdığın yazılar için çabanı takdir ediyorum.
    Gözlerim o kadar seğiriyor ki, okumada zorluk çekiyorum, bazı yerleri eksik,yanlış okumuş olabilirim. Anladığım kadarıyla geziparkındaki atmosferi çok hoş ifade etmişsin.
    Bide bizim şakirt dediğimiz o arkadaşlara pek bişey anlatamazsın.
    O her tarafı yakıyorsunuz yıkıoyrsunuz der.
    50bin adamın içinde 3-5 zibidi provokatör var dersin.
    Camide içiyorsunuz der
    Cevabını verirsin.
    Başörtülüleri tırmıklıyorsunuz der
    Başörtülü biri çıkar gerçeği anlatır.
    Ne dersen de yine de bi halt bulur, bizi tu kaka ilan eder.
    Boşver ya:)

    YanıtlaSil
  4. Sanırım boşveremiyorum artık.. Zaten hayatım boyunca adil olmayan şeylere inatla karşı çıktım. Karşımdakini sevsem de sevmesem de eğer haklıysa ona destek oldum. Şimdi bunca şey olurken, bunca kör insanlar varken.. İçim rahat değil.

    YanıtlaSil
  5. COk güzel yazmissin Buket. Vatan, millet sevgisi. Almanya'da yasiyorsun ne isin var senin gösteride diyenler oldu biliyormusun? Insanlar bazi seyleri göremiyor, bilemiyor ve en önemlisi hissedemiyor.
    Hepinizi sevgi ile kucakliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkur ederim Ahukader. Ben de seni ayakta alkisliyorum. Birak baskalari hissetmesin. Hissedenler konussun, paylassin yeter!

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...