6 Nisan 2014 Pazar

Ey gidi yıllar..

Bu hafta mezuniyetimden 6 yıl sonra diplomama kavuştum. En sevdiğim hocalarımı gördüm. En güzel yıllarımın geçtiği üniversitenin içinde bir o yana  bir bu yana gittim, geldim.. Dokuz Eylül Üniversitesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunuyum ben. Buca Tınaztepe’de okulumuz. Bundan 10 yıl önce üniversiteye yeni başladığımızda etrafta gezen kuzular koyunlar, dağdan inen ayılar, çalılarda adam öldürmek için bekleyen koca ayağın kuzenin olduğu konuşulurdu. Tamam koca ayağın kuzeni oralarda mıydı onu bilmiyorum ama koyun kuzu görmüşlüğüm var. Görmeyenler için de kanıt olarak zeytin çekirdeği gibi bıraktıkları izleri her yerde oluyordu zaten ;)

Okulda çoğu şeyi değiştirmişler. Kafeterya değiştirilmiş, öğrenciler bizim gibi çocuk gibi değil, kocaman kendinden emin biraz da artis tipler.. Onlar arasında dolaştım, kahvemi içtim, biraz da omuzlarından tutup “bana baaaksanaaa seeennn, kıymetini bil yoksa gelir bulurum seni!” diye korkutmak istedim. Yapmadım tabi.. Ama kötü kötü baktım, artık onlar ne anladıysalar ;))


Mezuniyetimden 6 yıl sonra diplomamı aldım. 6 yıl nasıl geçti diye sorsanız sadece “su gibi”  diyebilirim sanırım. 10 yılımı geçirdiğim İzmir’in bana verdiklerinin haddi hesabı yok. Ama herşeyden önce bana “beni” verdi.. Ben ne istediğimi kim olduğumu öğrendim. 

Hakan hocamız vardı Üniversitede. Hep çekine çekine yaklaşırdım, hiç çekinmez sözü yapıştırır, öyle çivik espirilerle sizinle alay ederdi ki siz yav ne oluyoruz diye garip bir sırıtışla kalakalırdınız. En kalın kitapları en farklı bakış açısıyla inceler, bize ne yapmak istediğini asla pat diye söylemezdi. Biz tembel tembel kafamızı masaya dayadıkça o anlatmaya inatla devam ederdi. Okula gittiğimde üniversite hayatımda hiç girmediğim odasının kapısını çalıp müsait misiniz dedim. Yine kalın bir kitabın içinde kaybolmuş, elinde çikolatası, “hı hıı” dedi sadece. Bu gir ve ne sorucaksan sor oluyordu. “Ben mezunum” diyiverdim bir an. Kesin “eee?” demiştir içinden. Gelmişken sizi görmeden gitmek istemedim dedim, geçtim karşısına oturdum. 6 yıl önce kapısının 10 metre uzağından geçen ben, şimdi karşısına oturup öğrencisinin nerde olduğunu, ne yaptığını sizi, okulu ne kadar özlediğini göreceksiniz der gibi meydan okudum hocama. Evet hala hocam bence.. Başladım anlatmaya, ben anlattıkça o arkasına yaslandı, yaptıklarımdan, mutlu olmamdan ne kadar mutlu olduğunu söyledi. Öğretmen olmadığım için çok sevinmiş. Malum kendisi öğretmen, hiç tavsiye etmiyor;) Öğretmeyi sevdiği her halinden belli ama öğretmen olmak özellikle sınırların dışında bir öğretmen olmak kolay değil. O en iyi şekilde yapanlardan. Konuşurken 6 yıl önce mezun olduğum okulumun bana yararlarından bahsettim. Her şeyi ister istemez sorguladığımdan, kabul etmek yerine önce anlamak istediğimden, yorumlayabildiğimden, sosyal olduğumdan, yeni yeni şeyler görmek, tatmak istediğimden ve bir çok insanın bundan çok fazla rahatsız olduğundan bahsettim.. Mesela kitap yazmak istiyorum dedim. Yazabilirsin dedi. Bu kadar basit. Ben bunları anlatırken yüzünde garip bir gülümseme de oluştu. Böyle düşündüğüm için, mutlu olduğum için ne kadar mutlu olduğunu, iyi ki uğradığımı, ne zaman istersem mail atabileceğimi, beni ziyaret edebileceğini söyledi. Resim bile çekindik. Ben ondan öneri olması için kitap istedim, tüm Shakespeare’lerin de olduğu, derste okuttuğu up uzun  bir liste verdi. Başka bir şey olursa yaz bana. Hiç çekinme dedi. Yazıcam tabi, hem de uzun uzun yazıcam ondan da kısacık bir cevap gelicek belki. Ama yine de yazmaya değer bir cevap olacağı kesin..

O yılları çok özlüyorum, ama en önemlisi, o yılları gülümseyerek hatırlıyorum.. Durmadan öğrenmek, yeni yerlerde yeni insanlarla tanışmak, çalışmak, yorulmak ama en önemlisi hayata bir gülümsemeyle meydan okumak istiyorum.. Kendimce okuyorum da.. ;)

Düşünsenize bir.. Siz burdan sadece ruhunuzu alıp gittiğinizde, dünyadan bir şekilde mezun olduğunuzda, karşısına geçip sizi bekleyenin, ben bunları bunları yaptım diye anlattığınızı.. Anlattıklarınızdan size gururla baktığını, böyle yaşadığına çok sevindim, mutlu olmana çok mutlu oldum dediğini. Ve size parlayan bir kağıtda, isminizin hemen altında “hayatını kendisi ve etrafındakiler için en güzel şekilde yaşamış ve mezuniyetine hak kazanmıştır” yazdığını.. Belki gerçekten yazıcaktır, kim bilir.. ;))

Her gecen gun daha guzel bir hayatimiz olsun, da bizim elimizde zaten ;)

Buket

7 yorum:

  1. ya onlar gerçekten zeytin çekirdeğiyse, hiç düşündün mü? koyunlar zeytini çok sever derler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahhahah.. Cok kucukken agzima atmisligim var siyah zeytin zannedip Okuzcugum, uc metre oteden anlarim farki ;)))

      Sil
    2. Ahhhh neeeeeeğğğğ?
      Devamını sormak istiyorum ama cesaret de edemedim şimdi!

      Sil
    3. Ahahhah :))) annemin slow motion hayiiiiiirrrr deyisini ve agzima yapistigini hatirliyorum :))) Yutmadim sanirim ama hala alay konusuyumdur ailede ;)

      Sil
  2. Kongraçuleyşınz öyleyse!! :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 6 yil oldu mezun olali ama bu bi kutlama daha yapmamak icin bahane olamaz ;))) Tesekkuurr ederiiim ,)))

      Sil
  3. ben de özlüyorum o günleri buketçimm :)
    hadi hayırlı olsun diyelim diploman ben de geç almıştım, sevgilerimle

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...