27 Şubat 2013 Çarşamba

Mimleniverdim de cevap veremedim :S



Taaaaaamm 16 gün önce Burçin'in tarafından mimlenmiştim. Bir de öyle bir anda mimlemişti ki beni, ben "ohooo sen iyice unuttun bloğunu, al bak kimse yorum da yapmaz oldu, yay yay, anca yay sen" diye kendi kendime verip veriştiriyordum ki mim geldi! :) Ben de bu bir işaret olmalı diyip hemen cevaplıyıım dedim! Veeeee sonuç :) 16 günde cevapladıktan sonra, ayna karşısında yeteri kadar "reziill" bakışı attım kendime bir de siz gelmeyin üstüme. Ben sorularıma cevap veriyim sonra zaten uyku zamanım gelio :)) 

Çocukluğunuzdan özlediğiniz ve ilk aklınıza gelen 2 şey nedir?
1- Sagra çikolataaa.. Sagra mıydı adı? Hani küçükken musluk gibi doldururlardı çikolatanızı. Sıcacık olurdu çikolata :) Adını yanlış hatırlıyor olabilirim ama onu, hele ki babamın kocaman ellerinde ellerim kaybolurken sokakta o çikolataya ulaşmak için koşuşturduğumu asla unutmam.. Ey gidim eskiler :) 
2- Annemin bir pataklamasıyla çişini balkondaki kutusuna yapması gerektiğini öğrenen, bizimle kahvaltıda çay şıpırdatan tavşanımı özlüyorum. Tavşana biraz bakıp vermiştik. Sonra ben deliler gibi ağlayıp tavşanımı isteyince annem başka bir tavşan getirmişti. Gelen gideni aratır lafı tam da bu yeni gelen tavşanım için geçerliydi. Öyle aksi, uyumsuuzz bir canlı ömrümde görmedim. Patinaj atarak kızdığı insanın üstüne çişini yapıyordu tavşan! :)) Kaç tane tanığı var. Resmen eve kim geldiyse üstüne işedi tavşan. Sonra ait olduğu yere doğaya bırakıldı kendisi. Allah bilir kimlerin burnundan getirdi vahşi tavşanım. Bu tavşanı zerre özlemezken, diğerini hala anarız :)) 

Kendinizi kaç yaşında hissediyorsunuz?
20. Tam hem de. Geçenlerde biri sordu yaşımı, 20 bir çırpıda çıktı geri kalan 7, karşı tarafın "hadi haddii dahası vardır" ifadesinden sonra böyle mırıldanır gibi çıkıverdi.

Hangi konularda markacısınızdır? giyim-okul-seyehat-eşya-?
Sadece seyahat, o da THY olduğunda mil kazanıyorum die. Bonus bağımlısıyım ben J

Sizce İstanbul moda esiri bir şehir mi? yoksa moda yaratıcısı bir şehir mi?
Yaratıyordur herhalde. İzmir’e bakıldığında yaratıyor da bir NY’ye bakınca ne yapıyor bilemem. Moda üstadlarına sormak lazım. Ben rahat ettiğim şeye moda diyorum. Bir gün uyku tulumlarını günlük hayatta görürseniz bilin ki o modayı ben yaratmışımdır :)

Sizce en şık şehir hangisidir?
Fethiyeeeeee Heleki bir karavanda sevdiğinle gidiyorsan oradan daha güzeli yoktur.. 

Ayakkabılarınızla çantalarınız uyumlu olsun diye dikkat eder misiniz?
Nedendir bilinmez uyumsuzluğun bile doğru seçimlerle şık durabileceğini düşünüyorum. Abudik gubidik giyiniyorum'u daha çok politik bir şekilde açıkladım sanki :)

Rahatsız da olsa bir şey sırf çok güzel veya marka diye kullanır mısınız?
Ben hiiç bir topuklu ayakkabının rahat olduğunu görmedim. Daha uzun daha çıtı pıtı olsun diye giyiniyoruz işte.

En büyük moda suçu itirafınız?
Bir şeyi kendim yaptıysam yamuukk yumuk olsa da takıyorum da giyiyorum da J Birazcık sokak çocuğuna benzediğim zamanlar oluyor tabi. Tek kolu uzun kazaklar, yırtık pantalonlar fln J

Kendinizi nasıl geliştirir ve eğitirsiniz?
Valla boy boy national geographic dvd’im var. Her gün birini takıyor izliyorum.


Korkmayın hemen,  bizimkiler almışlardı bunu, öyle duruyo evde ;)
Sanırım insanları, etrafımı dinliyorum. Sonra merak ettiklerimi araştırıyorum. Elimizi altında googliçkimi var. Daha ne olsun.

Mutlumusunuz?

Hep istemiştim bu sözü alıntı yapmak, ahan da şans :)


(Bu benim hayatım. Bilmenizi istiyorum ki ben hem mutlu hem de üzgünüm. Ve bunun nasıl olabildiğini hala anlamaya çalışıyorum.)

Teşekkürler Burçiinnn... Başka sorusu olaann? ;)) 

Buket


23 Şubat 2013 Cumartesi

"yani mutluyum tabi.. :S"


Garip bir şekilde herkesten "ay ne mutlusun, valla hayat sana güzel" tepkisi almaya başladım :) Hayır bir kişi olsa iki kişi olsa neyse, öyle alakasız insanlar "ne mutlusun" tepkisi vermeye başladı ki artık mutlu olmanın baya baya garip, kötü bişi falan olduğunu düşünmeye başladım. Sonra kendi kendime "olum mutluyum da neden nan?" diye soruverdim. Niye sigara içiyorum sorusuna benzer bir şekilde hemde. Bu arada sigara içmiyorum o ayrı ;) Yani artık içmiyorum. Neyse dağılmayalım, sonuç olarak kendime sorduğum sorunun salaklığına mı yanıyım, ota mıça "ah vah" yapanların bana "ne mutlusun nan" demesine mi yanıyııımm, yoksaaaa nasılsın bile demeden "mutlu olum o" denmesine mi? Hangisine yanıım?

Neyse zaten yanmak tarzım olmadığına göre daha iyisini yapabilirim diye düşündüm. Ah vah diyenler toplansınlar diyorum, neden mutsuz olduklarını yazsınlar ben de onların mutsuz değil sadece uyuz olduğunu kanıtlayacağıma söz veriyorum.

Hodri meydan! :)

He bi de..

Buket

17 Şubat 2013 Pazar

30'a tam 3 kala ;)

Oohhh bee.. Sonunda yazıyorum. Bloğumu özledim desem yeridir sanırım.. Bir sürü şey olurken oturup yazmak istesem de yazamadım bir türlü. Farkındayım son zamanlarda blogdan çok günlüğe çevirmiştim, hatta çevirdim, hatta biraz daha devam ediyim diyorum :) Napalım burnumdan gelen o kadar şey vardı ki.. Mutlu olamıyordum. İş buluyorum içim buruk, dışarı çıkıyorum içimden bir şey burada olmamalısın diyor, bir şey alıyorum bu sana ait değil diyordu bir şeyler. İç ses bana savaş açmıştı resmen. İşte o yazamadığım zamanlarda kendimle savaş halindeydim. Sonuç mu ne oldu? Savaşı ben kazandım tabii ki! ;) Şimdi nasılım? Huzurlu, mutlu, umutlu..


Bunları Nürnberg’den döner dönmez, bavulu bir yere savurup yazmaya başladım. Kimse okumasa da sırf kendim için yazmalıyım dedim. Yanımda sahlep, biraz kurabiye.. Nürnberg ne alaka derseniz, yeni başladığım iş yerinde bir hafta geçtikten sonra hemen tüm ekip Almanya’ya fuara gittik. 3,4 günde öğrettiklerini pekiştirmek, daha kısa zamanda adapte olmak için büyük bir şanstı ve bu seyahat bana iş değiştirerek ne kadar doğru bir şey yaptığımı bir kez daha hatırlattı. Oraya gider gitmez fuar işlerini hallettik. Patron da dahil, hep beraber etrafı temizledik, numuneleri kurduk, afişlerle uğraştık. Sonra akşam güzel bir yemek yiyip, Nürnberg sokaklarında donup otele geldik. Fuar başladığında toplantılar, üreticiler, ürünler, firmalar derken zaman nasıl geçti anlamadım. Herkes bir yandan bir şeyler öğretti, bir yandan da bol bol güldürdü. İş ve arkadaşlık hem çalışanlarla, hem de müşterilerle o kadar birbirinin içinde ki.. Sabah onca toplantılardan sonra her akşam bir müşteriyle yemek yedik. Şehir merkezinde yeri kalmadı diye bilmem kaç km ötedeki restorana gittiğimiz işletmeci bizi otele mi bırakmadı, sevgililer gününde aşk meşk hakkında özü İrlanda, doğumu Almanya’lı cüssesi kocaman ama kalbi pek ince müşteriyle mi tartışmadık (sonunda uzattığım kalp şeklindeki çikolatayla barıştık), kar tutmuş yollarda 3 kız bir erkeğe kar topu savaşı mı açmadık.. J Her toplantıda güldüm, eğlendim ama en önemlisi öğrendim. Daha öğrenilecek çok şey var. Ve hiç biri gözümü korkutmuyor, aksine hepsi yüzümü gülümsetip, her şey çok güzel olacak dedirtiyor..

Konudan konuya atlayım mı?? :)

Yarın doğum günüüüüüm!! :)  Yani benim ve en zıttım ama en yakınımın doğum günü.. İş seyahatim çıktığından tam zamanında değil, geçen hafta kutladık hep beraber. Kuzenim de geldi, hem de öyle güzel geldi  ki :)
Kuzenimle ikimizin arasındakinin kan bağı olduğuna inanmıyorum artık.. O benim dostum, ben onun dostuyum..  Garip bir şekilde bunu kanıtlıyoruz da sürekli. Birbirimize sürpriz yapıcaz diye DR’de saklambaç oynar gibi magnet bakınırken, DR çıkışı birbirimize aynı magnetlerı uzattık J Çok anlamlı.. Çok güzel. O iyi ki var! İyi ki benimle. Ailemden olduğu için değil de dostum olduğu için hem de. J



Tam 27 yaşındayım artık! Tam 27! 30'a 3 kala sendromuna dil çıkarıp kendime de hediye aldım tabii kii.. En çok sevdiğim çocuk kitaplaarrııını hem de J İlk sıra Peter Pan'ın! Ne de olsa o aslında hayatımda ;)



Mutlu yıllar di mi bana? :) Hep beraber ama ;))

Buket

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...