5 Eylül 2014 Cuma

#HayatEnCokGezinceGuzel - Kaş (harfleri karıştır, al sana Aşk;))

Müziksiz anlatılamaz buralar.. Önce plaaay ;)



Ah Kaş ah.. Sevmek değil, bir yere aşık olunabileceğinin tam olarak kanıtı benim için.. Buralara daha önceden hiç gelmemiş bile olsanız size eviniz hissini veren sokakları, her gün yüzünüzü görecekmiş gibi davranan esnaflarıyla her şey öyle içten, öyle güzel ki.. Belki garip gelecek size ama burada her şey size gülümsüyor gibi. :)) 




Ufacık bir yer Kaş ve burada tek düzelikten eser yok..  Etrafta gezinirken rengarenk sıcacık şeylere gülümseyerek bakıyor olabilirsiniz, garipsemeyin halinizi.. Dışarıdan gelen herkes öyle. 
Sokaklarında yeni lezzetlerle tanışabilir, dükkanlarda el emeği bir çok hatıra bulabilirsiniz. Benim size önerim ilk girdiğiniz dükkandan alışveriş yapmayın. Tüm dükkanları gezinin, o kadar farklı şeyler göreceksiniz ki.. Sonradan tüh keşke onu alsaydım dememek için önce şöyle bir göz gezdirin. Her dükkanın size el emeğiyle hazırlanmış çok güzel şeyler sunacağından eminim. 

Sokaklar nezih, gelen müzikler özenle seçilmiş gibi..  Kaş'a gitmeden önce en fazla duyduğum şeylerden biri genel olarak müzik seçimlerinin ne kadar iyi olduğuydu. Ankara'nın bağlarının çalınmadığı nadir yurdum yerlerinden biri yahu daha ne olsun ;))   
Güneş bile bu minicik yeri güzelleştirmek için farklı bir renge bürünmüş gibi. Diyorum ya.. Bir yere aşık olmayı nasıl açıklayabilirim ki?

Kaşta birbirinden renkli kafeler, restoranlar sokak aralarına sizin keşfetmeniz için serpilmiş gibi. Akşamları canınız ne yemek isterse en güzelini bulabiliyorsunuz. Müzik, içki eşliğinde makul fiyatlara gerçekten lezzetli yemekleri denemek mümkün. Ben oldum olası kahvaltı insanıyımdır. Siz de "ee ama kahvaltı önemli" diyorsanız, işte karşınızda Tante Rosaaaa! :))
İsmini Sevgi Soysalın kitabından alan bu şirin kahvaltı evi dünyalar tatlısı bir anne kız tarafından işletiliyor. Onlar da bir tatil sırasında aşık olmuşlar Kaş’a, sonrası malum. Tante Rosa'nın her köşesi özel.. Etrafta notlar, resimler, kitaplar.. Siparişiniz hazırlanırken çayınız ve yanında el yapımı leziz poğaçalarınız geliyor. Siz servisinizdeki notları okumakla meşgulken masanıza birbirinden lezzetli kahvaltılıklar yağmaya başlıyor.    
Dört kişilik kahvaltı geldiğinde masada elinizi koyacak yer bulamıyorsunuz. Ondan da bundan da derken keyiften mest olmuş halde “beni bırakın, siz tatile devam edin” diyorsunuz ;))  

Kahvaltı sonrası çok oyalanmadan hemen deniz sefasına geçmenizi öneririm. Denizi öyle güzel bir mavi ki keyfine ne kadar varılırsa o kadar kar.  Bu arada diğer turistik yerlerin aksine Kaş’ta bir çok ünlü plaj ücretsiz. Küçük Çakıl, Büyük Çakıl, Kaputaş bizim en çok duyduğumuz ve görmek istediğimiz plajlardı. Biz de başladık hepsini teker teker gezmeye. 

Küçük çakıl plajı Kaş çarşısına yürüyüş mesafesinde. Pizzalarıyla ünlü restoranların arasında minicik bir sahil. Gördüğünüz gibi plajda ne bir şezlong, ne de şemsiye var. Burası değerini bilecek kişilere emanet edilmiş ve adının tam olarak hakkını veren bir cennet gibi. Hem minicik hem de yumuşacık çakıl taşlarıyla dolu.


Küçük çakılda denizin içinden geçen tatlı su kaynakları nedeniyle siz keyifli keyifli yüzerken aniden soğuk su tarafından tokatlanabilirsiniz. Ama bu yüzünüzü sadece bir kaç saniye kadar kırıştıracak etki yaratıyor. Hem birazcıcık soğuğun ne zararı olabilir ki;)

Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl plajından çok da uzak olmasa da plaja dağlık bir yoldan ilerleyeceğiniz için arabayla gitmenizi öneririm. Bu plaj, Küçük çakılın büyük hali desem yeridir. Etrafı dağlık, denizi gökyüzü kadar açık bir mavi ve ayaklarınızın altında yuvarlak çakıllarla dolu bir sahil. Sahildeki restoranlarda yemek yerseniz şezlong ve şemsiye ücretsiz! Hem karnınızı doyuruyorlar hem de güneşten koruyorlar.. Bu arada yemeklere “hıh plaj yemekleri” diye burun kıvırmayın, etraftaki tabaklar restoran tabaklarını aratmıyordu. Biz köfte sandviç yedik ve tadı cidden güzeldi. Öneririm.. ;)



O kadar merak ettiğimiz Kaputaş plajını otobanda bir tır kavisli yollardan dönemeyince oluşan trafik sayesinde keşfettik. Hemen otoban kenarında olmasına, sahile ulaşabilmek için 180 küsür merdiven inilmesi gerektiğini fark edince de şaşırmadık değil.
Kaputaş plajının denizi de diğerleri gibi sizi içine çeken tertemiz ve sıcacık bir mavi.. Sahilde şezlong kiralama olmasa da şemsiye kiralama, soğuk sıcak içecek satışı yapan bir yer var. Ayrıca denizden çıkınca buz gibi kaynak suyuyla vücudunuzu tuzlu sudan arındırabiliyorsunuz. Aşağı inerken fark etmeseniz de, plaj çıkışında onca merdiveni indiğiniz için sizinle gurur duyan bir mesaj buluyorsunuz, hem de ayaklarınızın altında ;)


Plajlar tamam da şöyle bir tekne turu yapalım, koyları gezelim derseniz hemen limana doğru gidip firmaları gezinebilirsiniz. Tercihinize göre turlar size hem deniz keyfini, hem tarihi yerleri hem de görüp görebileceğiniz en güzel köyü gezme şansı veriyor. Kekova tur fiyatları 60-70 TL arasında değişiyor. Firmalarla görüşürken teknelere bakmak istediğinizi de söyleyebilir, rezervasyon yaptırdığınız yeri görebilirsiniz. Özellikle hangi koylarda duracaklarını, Kekova’nın dahil olup olmadığını sorun. Kekova Kaleköy kesinlikle görmeniz gereken bir yer.. 

Bir de camlı tekne diye bir olay var. İlk duyduğumda teknenin zemini fantastik bir camdandır ve  siz de altınızı birebir görüyorsunuzdur sanmıştım. Ama tabii ki içimdeki hayalperest gerçek camlı tekneyi görünce çığlık atarak ortamı terk etti. Teknelerdeki masaların üstüne monte edilmiş cam bölme teknenin zeminine kadar devam ediyor. Camların mükemmel teknolojisi sağolsun, zar zor teknenin altındaki kayaları seçebiliyorsunuz. Çok kötülemek istemem (daha ne diyeceksem:)) ama biz tercih etmedik. O kadar lükse gerek yok yani ;)) 
Kekova tekne turunu biz Liman Boat firmasıyla yapmayı tercih ettik. Tercih ettik diyince pek araştırmışız gibi geliyor değil mi? Aslında ilk sorduğumuz oydu ve nedense "oluuuur tamam" diyip paramızı peşinen ödedik. Bunların hepsi tatilci kafasından işte. Bizim şansımıza tur güzel çıktı ama siz yine de bir kaç firmaya sormadan danışmadan almayın derim ben.  


Saat 10:00’da başlayan tur saat 17:00 civarına kadar sürüyor. Daha çok yolda zaman geçiriyorsunuz ama genel olarak hem dinlendirici hem de keyifli bir yol olduğu için sorun etmiyorsunuz. Üç koyda yüzme molası veriliyor. Kale köyde verilen yemek molasında önce teknede hazırlanan yemekleri silip süpürüyor, sonra köyü gezinmeye başlıyorsunuz. 

Teknenizden inip ufacık limanından köye geçtiğinizde yüzünüzde yine o garip sırıtmayla etrafa bakınıyorsunuz. Köyün adı en tepesindeki kaleden geliyor. Kalenin surlarının içinde görülecek bir şey olmadığı için hem rehber hem de köylüler bu sıcakta o tepelik yere çıkmamızı önermediler. Onun yerine bu sıcakta dondurma iyi gider, gelin ev dondurması var dediler. Gittik yedik, ne yapalım. Hayır mı diyelim?? İlerde o anı çocuklarıma, "bilmem kimin kalesini görmektense ev dondurması yedim çocuğum" diye gururla anlatıcıım ;)  
Köyün en sevimli özelliklerinden biri kadınların el emeklerini satıyor olmaları.. Birbirinden güzel ifil ifil elbiseler 15-20 TL arasında sadece.
Tezgahlarında aynı zamanda bir çok bitki, takı var..
Tezgah arkalarındaysa evcil hayvanları ;))


Tekne turu kapsamında Batık Şehri de görüyorsunuz. Ama bahsedildiği gibi dalıp şehri görme imkanınız yok. Bu bölgede teknelerin durmasına izin verilmiyor. 

Tekne yaklaşabildiği yakar yakınlaştığında sizde bu çok çok eski zamanlara ait şehrin detaylarını görebiliyorsunuz.

Deniz keyfinizi bitirip, güzel bir duşla kendinizi yeniledikten sonra, atın kendinizi Kaş sokaklarına tekrar. Benim önerim buralara kadar gelip deniz ürünlerini denemeden gitmeyin. Hem lezzetliler, hem de fiyatlar öyle çoğu turistik yerlerdeki gibi uçuk değil.

Yemekten sonra çarşının hemen içinde olan bir çok yerde bir şeyler içebilir, müzik dinleyebilirsiniz. Buradayken hissetmeyeceğiniz  tek duygu yabancılık sanırım. Esnafların samimiyeti size resmen yıllardır ordaymışsınız hissini veriyor. Gülümsemenizle yaşadıkları bu yeri ne kadar sevdiklerinden, ne kadar gurur duyduklarından bahsetmeye başlıyorlar. Hele bir 29 Ekim kutlamalarını anlatışları var ki.. İki gün süren kutlamalarda sanki Cumhuriyet o gün ilan edilmişcesine eğlenceler düzenleniyormuş. Çarşıdaki restoranlardan masalar alınıyor, insanlar hiç kar gütmedikleri bir şenlik hazırlığında seferber oluyormuş.Askeri, öğretmeni, esnafı, polisi, yaşlısı, çocuğu herkes sokaklarda kol kola bu eğlencelere katılıyormuş.  Kutlamalar başladığında her yer kırmızı beyaz bayraklarla süslenmiş, herkes bir ağızdan İstiklal Marşı, Onuncu Yıl marşı okuyor oluyormuş. Bunlarla biter mi hiç! Kutlamanın hakkı veriliyor, omuz omuza oyunlar oynanıyor, şarkılar söyleniyor, havai fişekler atılıyormuş.. Daha neler neler.. Ve tabii bunların hepsi çarşının tam ortasında gülümseyerek bakan Atatürk büstünün etrafında yapılıyormuş.. Yaa hala böyle yerlerin olması da dinleyenlere gurur veriyor işte..

En başta neden "ahh Kaş ahh" dediğimi anlamışsınızdır sanırım. Sevmek değil, bendeki bir yere resmen aşık olmak.. Misafirperverliğiyle, doğasıyla, lezzetleriyle Kaş benim için kesinlikle bir istisna oldu. Umarım aklınızdaki "tatil yapılacak yerler listesine" Kaş'ı da biraz olsun sokabilmişimdir. Gelin inat etmeyin ve bir kez olsun her şey dahil otellerden vazgeçip, atın kendinizi Kaşın sıcacık ellerine. İnanın, pişman olmayacaksınız.. ;)

Buket

Ps.: Tabii ki gezinmeler daha bitmedi. Devamı yakında ;) 

10 yorum:

  1. ohhh içim açıldı be sabah sabah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oohh amacının bir bölümüne ulaştı o zaman yazımız :)) Ne mutlu :))

      Sil
  2. Allahim guzellige,dogalliga bak yaaaaaaa mikemmmelllllll :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu resimler ne ki.. Ah Kaaaaşş aahhh :)))

      Sil
  3. KAŞŞŞŞ çok güzel bu fotograflar ya. Bende orda olmak istiyorum =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eeee hadi o zaman plan yap en kısa zamanda sen de git :))) Hatta zamanını söyle ben de geliyim tekrar :))

      Sil
  4. Harika fotograflar cekmissin soydas.

    YanıtlaSil
  5. Tam bir Kaş hayranı olarak fotografları görünce içimden ağlamak geldi. Bu yazın başında 2 günlüğüne sadece Kaş havası almak için gittik. Nereye gidersem gideyim Kaşı arıyorum resmen.

    Bu arada gezi notlarınızı çok beğendim. Ve sizi takibe alıyorum. İlginizi naçizane çekerse bende bloguma bekliyorum.sevgiler.
    http://burchins.blogspot.com

    YanıtlaSil
  6. Tabii hemen geliyoruum ;))
    Kas cok guzel bir yer gercekten, sevmemek elde degil.. insalah yakinda cook daha uzun seyehatler yapabiliriz, siz de ben de :)))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...